وَاَلسَّمَآءِ وَاَلطَّارِقِ
Yemin olsun göğe ve Târık´a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, çıkıverip de yürek hoplatana
Anlamı: The Morning Star
وَاَلسَّمَآءِ وَاَلطَّارِقِ
Yemin olsun göğe ve Târık´a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, çıkıverip de yürek hoplatana
وَمَآ أَدۡر۪ىٰكَ مَا اَ۬لطَّارِقُ
Nereden bileceksin sen nedir Târık
اُ۬لنَّجۡمُ اُ۬لثَّاقِبُ
Parlayan, ışığıyla karanlığı delen yıldızdır o
إِن كُلُّ نَفۡسࣲ لَّمَا عَلَيۡهَا حَافِظࣱ
Hiçbir benlik yoktur ki, üzerinde bir koruyucu/bir bekçi bulunmasın
فَلۡيَنظُرِ اِ۬لۡإِنسَٰنُ مِمَّ خُلِقَ
İnsan, neden yaratılmış olduğuna bir baksın
خُلِقَ مِن مَّآءࣲ دَافِقࣲ
Fırlayan bir suyun bir parçacağından yaratıldı o
يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ اِ۬لصُّلۡبِ وَاَلتَّرَآئِبِ
Bel ile kaburgalar arasından çıkar o su
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرࣱ
O Allah, o insanı tekrar hayata döndürmeye elbette kadirdir
يَوۡمَ تُبۡلَى اَ۬لسَّرَآئِرُ
Sırların/gizlilerin yoklanıp ortaya çıkarılacağı gün
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةࣲ وَلَا نَاصِرࣲ
Artık onun için ne bir kuvvet vardır ne de bir yardımcı
وَاَلسَّمَآءِ ذَاتِ اِ۬لرَّجۡعِ
Yemin olsun o, dönüşle/döndürümle dolu göğe
وَاَلۡأَرۡضِ ذَاتِ اِ۬لصَّدۡعِ
Çatlayışlarla/yarılışlarla dolu yere de yemin olsun
إِنَّهُۥ لَقَوۡلࣱ فَصۡلࣱ
Ki o, tam bir biçimde ayırt eden bir sözdür
وَمَا هُوَ بِالۡهَزۡلِ
Şaka değildir o
إِنَّهُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدࣰ ا
Onlar ha bire tuzak kuruyorlar/oyun çeviriyorlar
وَأَكِيدُ كَيۡدࣰ ا
Ben de tuzak kuruyorum
فَمَهِّلِ اِ۬لۡكٰ۪فِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا
O halde, o küfre batmışlara mühlet ver, süre tanı onlara birazcık